Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)


“Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter.
Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.
Yaptığınız işi Allah rızası için yapın”
“Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin.
Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir.”
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Gavs-ı Sani Hazretleri (k.s) buyurmuşlar


Tövbe aldıktan sonra tövbenizi bozmayın.

 Bir insan üç gün kumarbaz ile gezse kumarbaz, sarhoş ile gezse sarhoş olur.

 Aynı şekilde bir insan üçgün evliya ile gezerse evliya olur.

 Kendinize dikkat edin, biz de size dua edeceğiz.

Sofinin Nakşibendi olması için en az beş bin vird çekmesi lazım.

Ancak vird çektikten sonra Nakşibendi olur.

Nasıl ki,

bir işçi o gün işe geldiğini bildirmek için karta basıyor yevmiyesi yazılıyorsa aynı şekilde sofi virdini çektiği zaman karta basmış gibi olur.

Kalp bir çocuk gibidir, kalbe ne öğretirsen o da onu söyler.

 Yeni dillenen çocuğa nasıl mama, baba demeyi öğretiyorsan, kalbe de “ ” demeyi öğretmen gerekir. Onun ağzının olduğunu düşüneceksin ve dediğini düşüneceksin, demeye zorlayacaksın.

Çok değil üç ay, beş ay sonra kalbin demeye başlayacaktır. Gayret etmek lazım.

Kalp iki kısımdır: Kalb-i hayvani ve Kalb-i insani. Kalb-i hayvani bir et parçasıdır, bu hayvanlarda da bulunur. Kalb-i insani ise, o et parçasının içinde bir nurdur.

 Günahlardan dolayı o nur, Arş-ı A’la’da dokuz bin yıllık mesafedeki bir ağaca yapışır. Ancak kalp zikrullahla temizlendikren sonra yerine döner.

’tan başka bir şeyi vird esnasında düşünmek gaflettir. Mürşid, ’ın yarattığı (dağ, deniz v.s) hiçbir varlık ve hiçbir şahıs düşünülemez. Sadece Celle Celaluhu düşünülür.

Virdlerinizi sağlam çekin, ara vermeyin.

 Bir çekip bir çekmemek kalbi tahriş eder.

Nasıl ki doktorun verdiği ilacı bir alıp bir almazsanız faydası olmaz bu da öyledir.

Her fırsatta kalbinizi zorlayın. Yatarken, otururken, kahvaltıyı beklerken, dilinizi damağınıza yapıştırın, (ders olarak çektiğiniz virdin haricinde) sayı tutmadan ve dilinizi oynatmadan “” deyin.

Kalbinize dedirtmeye çalışın. Bir müddet sonra kalp zikre geçer. Fakat biz zikrin çokluğunda değiliz. Biz zikrin huşu ve hudusundayız. Zikir huşu ve huduyla çekilmez, gafletle çekilirse nefse bir şey olmaz.

Vird,zikir kalbin kirini pasını temizler. İnsan günah işlemeye başlayınca kalp yara alır. Bu durum odanın içinde yanan bir sobaya benzer. Soba devamlı yana yana boruların içi kurum bağlar, temizlenmezse zamanla boruları tıkar, dumanı geri teper, odanın içindekileri zehirler ve öldürür. Aynen bunun gibi, zikirde kalbin isini (kurumunu) temizler.

Gafletle vird çekmeyin, önce gafletten uyanın. Gafletle değil yirmi sene, yüz sene bile çekseniz hiçbir şey olmaz, fayda bulamazsınız. Tat da alamazsınız. Fakat hakiki vird çeken bir kimse öyle bir lezzet alırki, virdinin bittiğine üzülür.

Hakiki , gerçek rabıta ve zikir zulmeti atar, sofi başka türlü zulmeti atamaz. Gafletsiz zikir çekmek için evvela günlük yaşantınıza dikkat edin. Yediğiniz içtiğiniz şeyler, konuştuğunuz kişiler, namazınız, abdestiniz, alış verişiniz dürüst olması lazımdır.

Virdi zor çekmenin veya çekememenin sebepleri şunlardır:
Haram nazar, günahlar, haram yiyecek, zulmetli gıda, gıybet, televizyon, kötü arkadaş, dünyaya meyil, ehl-i dünya ile ünsiyet, ailevi huzursuzluk, gafil birinin bulunduğu ortamda oturma, yirmidört saat dünya ile meşgul olma. Bunlar varsa ne kadar zikir yapılırsa yapılsın, istenen faydayı sağlamaz.

Zikir çekilmezse kalbe ’ın (c.c) nuru gelmez.

Ya ne gelir? Şeytanın vesvesesi gelir ve ’ı unutturuncaya kadar (vesvese) devam eder.

Virdini bir gün çekmeyen sofi, 90 gün geriye gider.

 Yani üç ay önceki hali ne ise o hale döner.

 Bir de ne az ne fazla, verilen sayıda çekmek lazım.

 İlacı az alırsanız faydası olmaz çok alırsanız zararı olur.

Sofi üç gün zikir çekmezse kalbi hasta olur.

Beş- on gün, bir- iki – üç ay, dört ay zikir çekmezse kalbi (iyice) hasta olur ve ölür. Zikir kalbin hakkıdır.

Kur’an okumak gibi ibadetler insana sevap kazandırır; ancak kalbin tedavisi zikirle olur. Lafza-i Cêlal zikri kalbi tedavi eder. “Uykum var, canım istemiyor, yorgunum” diyerek zikir çekmemek olmaz. Zikri devamlı, ara vermeden (her gün) ve yarımda bırakmadan gafletsiz çekmek lazım.

Vusulsüzlük, usulsüzlüktendir.

Sadatların himmeti yanında, okyanuslar bir zerredir.

Gavs-ı Sani Hazretleri (K.S)

Diyarı Menzil e Vardığın Zaman


Diyarı  Menzil e Vardığın  Zaman

Yanıyor şu kalbim yanıyor  Yarab
Hasretinden çekerim ızdırap
Derin içimden desem bir ahhhh
Diyarı Menzil e vardığın   zaman

Aşıkların rüyası bir olur
Sevenin sevdası gül olur
Dervişlerin kalbi nur olur
Erenlerin sofrası huzur doludur
Diyarı Menzil e vardığın zaman

Aşıkların ana yurdudur
Sevenlerin gönülülerindeki tek tutkusudur
Erenlerin sevda dolu türküsüdür
Diyarı Menzil e vardığın zaman

Kuşları bir başka havası   başka
Dağları taşları  ovaları gülü başka
Yanık yanık türküsü başka
Diyarı Menzil e vardığın zaman

Mahşeri hatırlatan o kalabalıkta
 Koşuşur herkez aynı telaşla
Görünce Gavs ımın nurlu yüzünü
Bakışlar bir başka kalpler bir başka
Diyarı Menzil e vardığın zaman

Giderken uzundur yollar  bitmez
Gelince bu gönül gitmek istemez
Aşığın sevdası gönlüne yetmez
Kerem ile Aslıyı kimse fark etmez
Diyarı Menzil e  vardığın zaman

Menzile varınca bir gül kokusu
Huzurla doludur maneviyat örtüsü
Herkesin tek dileği tek arzusu
Gavsımın hayır duası bir tebessümü
Diyarı Menzil e vardığın zaman

Dervişlerin duası hep aynıdır
Kalpleri sözleri yanlız Allah dır
Derviş dervişi nasılmı bulur
Dervişin gözü yaşla doludur
Dilleri suskundur kalpleri konuşur
Diyarı Menzil e vardığın zaman

 :X06  :X06  :X06  :X06

        gülyüzlüm  :X42

 

____________________
.dervisler.net

Gavs-ı Sani Hazretleri (K.S) buyurmuşlar


Sofinin olması için en az beş bin vird çekmesi lazım. Ancak vird çektikten sonra olur.

menzil

(k.s) buyurmuşlar

Tövbe aldıktan sonra tövbenizi bozmayın. Bir insan üç gün kumarbaz ile gezse kumarbaz, sarhoş ile gezse sarhoş olur. Aynı şekilde bir insan üçgün evliya ile gezerse evliya olur. Kendinize dikkat edin, biz de size dua edeceğiz.

Sofinin olması için en az beş bin vird çekmesi lazım. Ancak vird çektikten sonra olur.

Nasıl ki, bir işçi o gün işe geldiğini bildirmek için karta basıyor yevmiyesi yazılıyorsa aynı şekilde virdini çektiği karta basmış gibi olur.

Kalp bir çocuk gibidir, kalbe ne öğretirsen o da onu söyler. Yeni dillenen çocuğa nasıl mama, baba demeyi öğretiyorsan, kalbe de “Allah Allah” demeyi öğretmen gerekir. Onun ağzının olduğunu düşüneceksin ve Allah dediğini düşüneceksin, Allah demeye zorlayacaksın. Çok değil üç ay, beş ay sonra kalbin Allah demeye başlayacaktır. etmek lazım.

Kalp iki kısımdır: Kalb-i hayvani ve Kalb-i insani. Kalb-i hayvani bir et parçasıdır, bu hayvanlarda da bulunur. Kalb-i insani ise, o et parçasının içinde bir nurdur. Günahlardan dolayı o nur, Arş-ı A’la’da dokuz bin yıllık mesafedeki bir ağaca yapışır. Ancak kalp zikrullahla temizlendikren sonra yerine döner.

Allah’tan başka bir şeyi vird esnasında düşünmek gaflettir. Mürşid, Allah’ın yarattığı (dağ, deniz v.s) hiçbir varlık ve hiçbir şahıs düşünülemez. Sadece Allah Celle Celaluhu düşünülür.

Virdlerinizi sağlam çekin, ara vermeyin. Bir çekip bir çekmemek kalbi tahriş eder. Nasıl ki doktorun verdiği ilacı bir alıp bir almazsanız faydası olmaz bu da öyledir.

Her fırsatta kalbinizi zorlayın. Yatarken, otururken, kahvaltıyı beklerken, dilinizi damağınıza yapıştırın, (ders olarak çektiğiniz virdin haricinde) sayı tutmadan ve dilinizi oynatmadan “Allah” deyin.

Kalbinize Allah dedirtmeye çalışın. Bir müddet sonra kalp zikre geçer. Fakat biz zikrin çokluğunda değiliz. Biz zikrin huşu ve hudusundayız. huşu ve huduyla çekilmez, gafletle çekilirse nefse bir şey olmaz.

Vird, kalbin kirini pasını temizler. İnsan günah işlemeye başlayınca kalp yara alır. Bu durum odanın içinde yanan bir sobaya benzer. Soba devamlı yana yana boruların içi kurum bağlar, temizlenmezse zamanla boruları tıkar, dumanı geri teper, odanın içindekileri zehirler ve öldürür. Aynen bunun gibi, zikirde kalbin isini (kurumunu) temizler.

Gafletle vird çekmeyin, önce gafletten uyanın. Gafletle değil yirmi sene, yüz sene bile çekseniz hiçbir şey olmaz, fayda bulamazsınız. Tat da alamazsınız. Fakat hakiki vird çeken bir kimse öyle bir lezzet alırki, virdinin bittiğine üzülür.

Hakiki , gerçek ve zikir zulmeti atar, başka türlü zulmeti atamaz. Gafletsiz zikir çekmek için evvela günlük yaşantınıza dikkat edin. Yediğiniz içtiğiniz şeyler, konuştuğunuz kişiler, namazınız, abdestiniz, alış verişiniz dürüst olması lazımdır.

Virdi zor çekmenin veya çekememenin sebepleri şunlardır:
nazar, günahlar, yiyecek, zulmetli gıda, gıybet, , kötü arkadaş, dünyaya meyil, ehl-i dünya ile ünsiyet, , gafil birinin bulunduğu ortamda oturma, yirmidört saat dünya ile meşgul olma. Bunlar varsa ne kadar zikir yapılırsa yapılsın, istenen faydayı sağlamaz.

Zikir çekilmezse kalbe Allah’ın (c.c) nuru gelmez. Ya ne gelir? Şeytanın vesvesesi gelir ve Allah’ı unutturuncaya kadar (vesvese) devam eder.

Virdini bir gün çekmeyen sofi, 90 gün geriye gider. Yani üç ay önceki hali ne ise o hale döner. Bir de ne az ne fazla, verilen sayıda çekmek lazım. İlacı az alırsanız faydası olmaz çok alırsanız zararı olur.

Sofi üç gün zikir çekmezse kalbi olur. Beş- on gün, bir- iki – üç ay, dört ay zikir çekmezse kalbi (iyice) olur ve ölür. Zikir kalbin hakkıdır.

Kur’an okumak gibi ibadetler insana kazandırır; ancak kalbin tedavisi zikirle olur. Lafza-i Cêlal zikri kalbi eder. “Uykum var, canım istemiyor, yorgunum” diyerek zikir çekmemek olmaz. Zikri devamlı, ara vermeden (her gün) ve yarımda bırakmadan gafletsiz çekmek lazım.

Vusulsüzlük, usulsüzlüktendir.

Sadatların himmeti yanında, okyanuslar bir zerredir.

(K.S)

Sofi dua ediyoruz …Allah razı olsun… ..


Allah RAZI OLSUN DUA EDİYORUZ

Dostlardan biri anlatıyor;
O zamanlar Gavsımız Afyon kaplıcasına istirahat için gidiyorlardı.
Biz görev nedeni ile Trakya tarafında bulunduğumuzdan Menzil
ziyaretleri bizim için bir hayli sıkıntılı oluyordu.

Gerçi sıkıntı çekmeden kazanılanın kıymeti olmuyor ancak bu bizim için büyük
bir fırsat demekti.

O zaman için ziyarete müsade yoktu.

Çünkü mübarek sırf tedavi
ve istirahat için gelmişti.

Amma bizler özel izin alarak mübareği
ziyaret için Afyona gitmeye karar verdik.

Evden ayrılmadan önce eşim yanıma gelerek dolu dolu gözler ile
-Sofi Allah razı olsun kurban olduğuma söyleyiver dualarına ve him-
metlerine çoook ihtiyacım var.

Burada garibim yalnızım.

Deyiverdi.
Sonra da uzun uzun ağladı.

Bu hal beni çok etkilemişti.

Mübareğin huzuruna vardığımızda bahçede koltuğunda oturuyordu.
Tebessüm ile sofilere bakıyordu.

Görevli hızmetlinin işareti ile anla-
dık ki bizleri kabul buyurdular.

Sofiler adab ile huzura varıp hallerini arzuhal ettiler.

Sıra bana gel-
diğinde kendi özel hallerimi düşünmekten ve nasıl diyeceğimin hesa-
bını yapmaktan eşimin talebini unutuverdim.

Mübareğin pamuk elle-
rini öperek geri geri giderek huzurdan ayrılıyordum ki Mübarek bana
dönerek sesleniverdi;
-Sofi ALLAHh razı olsun biz dua ediyoruz ona inşaALLAH…

O an eşimin dua istediğini ve söylemeyi unuttuğumu hatırladım.
Huzurdan ayrıldıktan hemen sonra aklıma yevm-i kıyamet geldi.

Orda
herkes nefsi nefsi diyecek kendi öz evladını tanımayacak.

Amma Sadatlar bizi bulacaklarını söylüyorlar.

Tıpkı hac sırasında kaybolmuş
bir sofiye dedikleri gibi.

Sofi hac sırasında kafileyi kaybedip yolunu şaşırmış ve bir daha da
bulamamış.

Öylesine bir hale düşmüş ki ağlayarak etrafına bakmaya
başlamış. Çaresizlık içinde dolaşırken bir elin elini tuttuğunu farketmiş.
Bir dönmüş bakmış ki

Evladı Resulden ve Sadatların evladı elini tutu-
yor ve gülümseyerek ona diyor ki;
-ALLAHh razı olsun sofi yaa biz kıyamet günü de sizleri işte böyle bulaca-
ğız. O sofi gardaşımız der ki o an öyle bir sevinç ve ibret yaşadım ki
ömrümce unutamam.

Allah mübarek etsin gurbanlar müjdedirler.

SIBYAN

.dervisler.net.alintidir

Gavs Hazretlerinin misafiri


Köyün birinde oldukça şerli bir adam hanımıyla birlikte yaşarmış.
Bütün köy halkı bu adamın şerrinden yaka silkip şikayet ederlermiş.
Her türlü melaneti işleyen bu adamın hanımı da kendisinden şikayetçiymiş ve kocasına;

-”Bey, böyle giderse sen öldüğünde cenazeni kaldıracak kimseyi bulamayacaksın”

diye kocasının halini kendisine göstermeye çalışırmış.
 Ancak adam bildiğinden şaşmaz ve şer işlemeye devam edermiş.

Gün gelir emri hak vaki olur ecel bu adama da gelir.

 Hanımı biçare vaziyette kocasının cesedine bakarak ne yapacağını
 düşünürken cami imamından yardım istemek gelmiş aklına
. Hemen camiye koşup imam efendiye olup biteni anlatıp kocasının cenazesini kaldırmak için kendisinden yardım istemiş.
 İmam hemen tepki göstererek;

-”Olmaz kardeşim, ben bu adamın cenazesini yıkayıp namazını kıldırmaya

 kalksam köy halkı beni topa koyar” diyerek kadının isteğini geri çevirmiş.
gavsin_misafiri
Kadın biçare vaziyette her kimden yardım istediyse red cevabı almış.
Hal böyle olunca iş başa düşmüş ve kocasının cesedini bir çuvala koyup mezarlığın yolunu tutmuş.
Tam mezarlığın önüne geldiğinde bakmış ki köylü mezarlığın kapısını tutmuşlar yol vermiyorlar.
Kadın sebebini sorunca;

-”Biz bu adamın dirisinden çok çektik. Ölüsünden de burada yatan bizim ölülerimizin sıkıntı çekmelerini istemiyoruz.

 Bu yüzden git kocanı köy dışında bir yere göm” diyerek mezarlığa sokmazlar.

Kadın iki gözü iki çeşme ağlayarak sırtında kocasının cesedini koyduğu çuvalla dağın yolunu tutar.

Maksadı dağın eteğinde bir çukur kazıp kocasını oraya gömecektir.
Yolda giderken bir çobana rastlar,
 çoban da kendisine doğru gelen kadını görünce “bana misafir geliyor” diye sevinir ve kadının yardımına koşar.
 Hemen kadının sırtından çuvalı indirip kendi çıkınında bulunan nevalesinden kadına ikram eder.
 Sonra da kadının hikayesini dinleyip;

-”Üzülme kardeşim ben sana yardım ederim, şimdi onu gömerim. Sen hele otur istirahat et gerisini bana bırak”

diyerek bir çukur kazar ve kadının kocasını oraya gömüverir.

Kadın çobana binbir hayır duası ederek evine döner…

O gece köyün imamı yattığında bir rüya görür.

Rüyasında bütün peygamberler
 Hz.Muhammed SAV efendimizin peşinden gelerek o gün ölen o şerli adamın cenaze namazını kılarlar ve dua ederler.
İmam dehşet içinde uykudan uyanır ve bakar ki rüya görmüş ve pek ehemmiyet vermez.
Tekrar yatar ve tekrar aynı rüyayı görür. Bütün peygamberler cenaze namazındadırlar.
Tekrar uyanır ve tekrar uyur yine aynı rüyalar.. Sabaha kadar bu böyle sürüp gider.

Sabah kalktığında oldukça şaşkın vaziyettedir ve gördüğü rüyalara bir mana veremez.

Ölen adam bir eşkiyadır ve herkese zararı dokunan günahkar bir kişidir.
 Oysa gece defalarca gördüğü rüya rahmani bir rüyadır ve adamı tasdik etmektedir.
 İmam kendi kendine şöyle düşünür;

-”Bu rüyalar rahmani olduğuna göre biz bir yeri atladık ve hata yaptık.”

diyerek köyün meydanına gider. Meydanda diğer köylülerle bir araya gelir ve her köylü buna
 benzer rüyalar görmüşlerdir. Hepsi şaşkındırlar. Aralarında istişare ederek nerede hata yaptıklarını bulmak üzere
 adamın evine giderek karısını sorguya çekerler.

-”Hanım, bizim bildiğimiz kadarıyla senin kocan şaki, günahkar bir adamdı.

Hepimize el aman dedirtmişti. Ancak dün gece hepimiz böyle bir rüya gördük.
Sen ne yaptında bütün peygamberler senin kocanın cenaze namazına geldiler? “
diyerek kadına sorarlar.
 Kadın cevaben;

-”Vallahi ben birşey yapmadım, yolda bir çobana rastladım daha sonra o çoban kocamı gömdü, olan biten budur” der.

İmam bakar ki olup bitenle çoban ilgilidir. Hemen dağa doğru yola çıkarlar ve çobanı bulup olan biteni ona da anlatırlar.

 Daha sonra da ;

-”Ey Allah’ın kulu, sen ne yaptın da bu adam böyle oldu?” derler. Çoban başlar anlatmaya;

-”Ben bu arazide bir garibim, tarlada bağda çalışanlar buradan gelip geçerler ben de onları görünce

 “İşte Allah bana misafir gönderdi” diyerek onlara koyunlardan sağdığım sütü ikram ederim.
 Buradan her kim geçse onları Allah’ın misafiri kabul ederek ikramda bulunmaya çalışırım.” diyerek hikayenin devamını anlatır.

-”O gün kadıncağız kocasını getirdiği sırada ben yine

 “Allah dan misafir geldi” diyerek ağırladım ve kadının kocasını kazdığım çukura gömdüm.
 Toprağı örtüp defin işlemini bitirdikten sonra Allah’a şöyle dua ettim;
 
Ya Rabbi bugüne kadar hep sen bana misafir gönderdin ben ağırladım.
 Bugün de ben sana bir misafir gönderiyorum.
Sen de onu şanına yakışır şekilde ağırla
 
diye dua ederek cenaze işini bitirdim” diyerek işin aslını ortaya çıkartır…

Değerli ziyaretçilerimiz, olayda görüldüğü üzere duanın bereketi ve dua eden gölün safiyeti üzerine alemlerin

Rabbi olan
Allah C.C şaki büyük günahkar bir insanı dahi affederek tüm peygamberlerini onu karşılamaya göndermiştir.

Eğer olaydaki misal bir çobanı arayıp bulmaya kalkarsanız çok uğraşırısınız.

Bugün Ümmet-i Muhammed’in çobanlığını Allah dostları yapmaktadırlar.

Her kim ki Gavs-ı Sani Hz.lerinin ziyaretine gitse o kişi Allah’ın misafiri olarak huzura varıp o

 niyete göre muamele görerek ağırlanıp izzeti ikramda bulunulur ve Allah’a affettirilir.
 Aynı şekilde o büyük Allah dostu Rabbul Aleminin kendisine misafir olarak yolladığı kulunu vakti saati geldiğinde
 
 “Ya Rabbi, biz de sizin bize yolladığınız kulunuzu size misafir olarak gönderiyoruz
 
 diyerek çoban misali sofiyi Allah’a yolcu eder.

Bu kapı çok büyüktür, kapının çobanı da çok büyüktür.

Her kim ki yolu düşerse misafir olmaya gayret etsin.

Gavs (kuddise sirruhu) Hazretleri ile Dr. Ahmet Çağıl’ın sohbeti…


Hareketli kırmızı gül  tomurcuğu resmi

S: Sofiler birbirinin elini öpmekte veya mal kaçırır gibi elini dokundurup çekmektedir. Bu konudaki emri şerifiniz nedir?
C: İznim yok, adabsızlıktır.

S: Markad-ı Şerif’in ziyaret adabı nasıldır?

C: Mürşidiniz önünüzde olacak ve rabıtayla gidecek. Yasin Fatiha ve İhlas okunacak.

S: Merkad-i Şerife Manen Pirimiz ile gittiğimize göre, Gavs ve Seyda Hazretlerinden Pirimize bizim hakkımızda rica etmesini talep edebilir miyiz?
C: Evet

S: Kazaya kalmıs namazı olan şahsın Evvabin veya teheccüd namazlarını kaza namazı niyetiyle kılabili mi?
C: Mollalara sor.

S: Hanefi mezhebinde olan sofiler Kamed’den sonra ellerini kaldırarak ezan duası okuyabilir mi?
C: Okuyabilir.

S: Dar gelirli sofiler için dergahta yardım toplanabilir mi?
C: Olabilir. Suistimal olmayacak.

S: Menzile giden otobüs tamamen sofilerle dolu ise, otobüs hareket halindeyken Kalbi zikir(vird) çekebilir mi?
C: Kalbi zikir olmaz. otobüste çekemez.

S: Amelini bitirmeyen sofiler Kelim-i Tevhid çekemiyor. Sofi olmayan kimseler Kelim-i Tevhid çekebilir mi?
C: Olmaz.

S: Vekil ne zamandan ne zamana kadar tövbe ve tarikatını tazelemelidir?
C: Sofi gibidir. her zaman yapabilir.

S: Evvabin namazını kılmadan rabıta yapsa, sonradan aklına gelip, rabıtadan sonra Evvabin kılsa olur mu?
C: Birşey olmaz.

S: işi çok olan sofiler Evvabin namazını kılmadıklarını bildiriyorlar.
C: Adabsızlık olmaz. Sevab alamaz.

S: otobüsten Menzile iner inmez Seyyidlerimiz veya orada ikamet eden sofilerle karşılaşınca, Seyyidlerimizin elini öpmek mecburiyeti hasıl olmaktadır. Duyduğumuza göre ilk defa Mürşidin eli öpülür diyorlar. Bu durumda ne yapmamız lazım gelir.
C: Birşey olmaz. mahsuru yoktur.

S: Kalbi zikir yaparken; sekiz Fatihayı okuyup hediye ettikten ve 500 veya 700 tesbih çekmeden önce Virde ara verilse, Fatihalar yeniden okunacak ve virde yenien başlanacak denilmektedir?
C:Fatihaları okuyup kalkarsa tekrar başa dönecek. Zikre başlayıp en az 3 veya 5 adet Allah derse kaldığı yerden devam eder.

S: Teypde kaside dinleyerek vird çekebilir mi?
C: Çekebilir.

S: Vird çekerken mazeretsiz olarak bir yere dayanmakta mahsur var mıdır?
C: Birşey olmaz.

S: Akşam rabıtasında mürşidimizi hatırlayabildiğimiz en güzel şekilde rabıta yapabilirmiyiz?
C: Size en güzel nasıl görünüyorsa öyle rabıta yapın.

S: Bazı dergahlarda yasin-i şerif okunmaktadır izin almak gerekirmi miktarı ne kadar olmalıdır?
C: Vird haline getirmeksizin olabilir (miktar söylemediler)

S. Vekil amme ve mülk surelerini ezbere bilmiyor fakat hatme-i hacegan duasını ezbere biliyor. Sofilerin içinde hatme-i hacegan duasını ezbere bile var ise hatmeyi kim idare eder.
C: Bilen.

S: Askerlikte tesbih çekemeyen sofiler ne yapmalıdır?
C: Fırsat buldukca çekmelidir.

S: Seyyid olmayıpta seyyidim diyene nasıl davranmalıdır?
C: Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hatırı için idare edin.

S: Cezbeli sofilerin imamlık yapmaları olurmu?
C: Tutabiliyorsa iyi olur. Mümkün değilse imamlık yapmasın.

S: Camiye gitmeksizin dergahlarda sofilerle cemaat olunup namaz kılınabilirmi?
C: Cami iyidir. Fitne olmaz ise dergahlarda kılınabilir.

S: Telefonla usta sofilere tevbe verilebilirmi sekiz şart adabı anlatılabilirmi?
C: Hayır

S: Vekiller sofilerin virdini azaltabilirmi?
C: Azaltabilir.

S: Hatme-i haceganı idare edenin abdesti bozulursa ne lazım gelir?
C: Silsile başlamamış ise yerine birini oturdur. Silsile başlamış ise devam eder.

S: Hanefi mezhebinde olan sofiler mutabaat niyeti ile evlerinde veya dergahlarda çorapsız namaz kılabilirlermi?
C: Her sofi kendi mezhebine göre amel etmelidir.

S: Camilerde salat-u selam getirilirken sofiler buna katılabilirmmi?
C: Sessizce katılabilirler.

S:Hanefi mezhebinde olan sofiler, mutabaat niyetiyle, beş vakit namazda Saadat’ın tesbihatını uygulayabilirler mi?
C: Uygulayabilir. evet.

S: Herhangi bir sofi herhangi bir vekile (ben tesbihimi çekemiyorum, tesbihimi geri al) desene yapmak lazım gelir?
C: Mümkünse çeksin, bu durumda vekil tedbir alır.

S: Yeni sofiler/ yeni vekiller, usta sofilerden/usta vekillerden sıra bulup, Sadat’a söyleyecekleri konuları söyleyememekten şikayetçidirler?
C: Zikir ile ilgili soruları vekillere arzedebilirler.

S: Abdestsiz rabıta yapılabilir mi?
C: Normal rabıtalar olur. Akşam rabıtaları hariç.

S: Menzile giderken veya Menzil’den dönerken Ş.Urfa ve Konya’ya ziyaretler olabilir mi?
C: Dönüşte izin alarak gidebilir.

Sibyan abimizin yazılarından…

Gavsımızın Edebi…


“Seyda hazretleri çok halim, selimdi. Kur’an ve sünnet’e sımsıkı bağlıydı. Seyyid olduğu halde bu sıfatını insanlar arasında çıkar amaçlı kullanmazdı. Çünkü Seyda Hazretlerinin ahlakı çok yüceydi. Herkes onu hizmetleri ile tanıdı. Üstün ahlak sahibiydi. Cömertti. Çok merhametliydi.
Seyyid Muhammed    Saki şöyle anlatmıştır:
“Seyda hazretleri hayatta iken birgün, halifesi olan muhterem babam Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki hazretlerini çok üzüntülü gördüm. Üzüntüsünün sebebini sordum, şöyle anlattı:
” Keşke Seyda hazretlerinin yanında senin oğlun kadar, Seyda’nın torunları gibi olsaydım, onlar kadar kıymetim olsaydı. Ben dikkat ediyorum; Seyda hazretleri sizin çocuklarınızla ne kadar çok ilgileniyor ve seviyor, ama benim yüzüme dönüp bakmıyor.”
Ben babamın bu sözüne çok üzüldüm. Belki terk-i edep olacaktı, ama dayanamadım ve kendisne,
“Kurban! VALLAHi, insan birine kızınca ve onu sevmeyince semtine bile uğramak istemiyor. Hatta değil kendisini, tavuğunu bile görmek istemiyor. Sizde görüyorsunuz ki, çocuklarınız ve torunlarınızla çok fazla ilgileniyor, onları kendi evlatlarından ayırmıyor. Eğer sizi sevmeseydi böyle davranması mümkün değildi.” dedim
O zaman muhterem babam şöyle dedi:
“VALLAHi gözüm hiç birşey görmüyor. Benim imanım Seyda hazretlerine teslimdir. Benim en büyük korkum, Seyda’nın benden rahatsız olup incinmesidir. Yoksa ilgi ve alaka beklediğimden değildir.” 

(Altın Silsile kitabın’dan alıntıdır.)

Buyurdular ki;


Buyurdular ki;
“Hannas adlı şeytan lain devamlı insana vessvese verir
Dinlememek lazım, kovmak lazım, yüz çevirmek lazım
Bir zamanlar bir şeyhin müridi vardı
Dedi ki müride şeyhi “vesvese veren o laini dinlemeyesin”
O konuşsa da sen dinlemeyesin, yüz çeviresin
Biz zaman uydu şeyhinin tavsiyesine
Bir gün dinleyiverdi o laini ve kulak verdi
Kandırdı müridi ve vesvese verdi
Müridin ameli gitti neuzubillah imanı gitti
Amelde belli seviyeye gelenlere
Şeytan lain kendi sureti ile gelir tanışır
Amma çoğu zaman insanların kılığında gelerek vesvese verir”
 
]
NAS SURESİ
(‘De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlâh’ına sığınırım.”