Tövbe ve Kulluk


Mehmet Ildırar | Ağustos 2013 | SOHBET

Tövbe ve Kulluk

Tövbe kemalât yolunun başlangıcıdır. Günahlara tövbe etmeden Allah’ın rahmeti, yardımı olmaz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz bile “Ben günde yetmiş (bazı hadislerde yüz) defa tövbe ederim.” buyurarak Allah’ın huzurunda tövbe ettiğini ümmetine duyurmuştur.

“İsmet” sıfatına sahip, yani ilahi yardımla günah işlemekten uzak olan Efendimiz tövbe istiğfar ederken ümmetinin bundan geri durması mümkün değildir. Allah yolunda olmak isteyen bir mümin önce tövbesini ikmal eder. İşlemiş olduğu günahlar için af dileyip, tekrar işlememeye azmeder. Nefsini günahlardan kurtarır. Sonra yapmakla görevli olduğu vazifelere yapışır. Salih ameller işler ve ilahi rızayı kazanmaya çalışır.

Günahların mahiyeti çok geniş, cinsi sayılamayacak kadar çoktur. Yaşadığımız zamanın kötü şartlarından kaynaklanan, nefsimizin hilelerinden, gazap ve şehvet duygularından kaynaklanan çeşitli günahlar vardır. Ayrıca Ehl-i Sünnet itikadıyla yaşanmazsa günahlar daha da artar. Çünkü dini doğru yaşamak, doğru inanç sahibi olmaya bağlıdır. İnanç bozuk olunca ameller de bozulur.

Günahların mahiyetini, nelerin günah ve yasak olduğunu bilmedikçe tövbeler de yerini bulmaz.  İnsan önce günahın farkında olup onun için tövbe etmelidir.

“Ya Rabbi, bütün günahlarıma tövbe ettim” demekle insan temizlenmiş olmaz. Ne cins günah işlemişsek cümlesini terk etmek, pişman olmak gerekir. Hangi işlerimizin ve hareketlerimizin günah olduğunu idrak edip anlayamazsak bugün samimi tövbe etsek de bir süre sonra aynı günahı tekrar işleriz. Dolayısıyla tövbemizi bozmuş oluruz. En emin, en güvenilir yol, erkek ve kadın bütün müminler için takva sahibi olmaktır. Yani Allah’tan korkup, her an O’nun gazabına uğramamak için dikkatli olmaktır.

Gerçek tövbe insanı takvaya götürür. Takva sahibi kişi Allah’ın azametinden korkar, haram işleri terk eder, şüphelilerden sakınır ve böylece tövbesinde sabit kalır. Takva ehli insanlar günah kapılarının çoğunu kapatmış, küçük günahlarına bile pişman olduklarından, Allah tövbelerini kabul eder ve tövbelerinde sabit kalmaları için yardımcı olur.

Bir insan ne kadar din bilgisine, ilme sahip olursa olsun, öğrendikleriyle amel etmezse ziyan içindedir. Bir konuda bilgili olmak o bilgiyle yaşamak içindir. Aksi halde o bilgi yük olur, zarar verir sahibine. Şeytan da çok bilgi sahibiydi. Fakat kibri yüzünden bilgisi onu teslimiyete götüremedi. İsyan etti ve kovuldu.

Şeytan, inadı ve nefsaniyeti nedeniyle hatasından dönmemiş, suçu Allah Tealâ’ya yüklemiş ve “Sen beni azdırdın!” demiştir. Adem Aleyhisselam işlediği hatadan tövbe ederken, İblis tövbeden kaçmış, aksine insanları yoldan çıkarmak için mühlet istemiş, ümmet-i Muhammed  ’in ve diğer beşeriyetin önüne çıkmıştır.

Şu halde mesele bilmek değil, bildiği ile amel etmektir. İnsan bildikleriyle amel ederse Allah Tealâ ona bilmediklerini de öğretir, o kulunun elinden tutup yardım eder, doğruluğa ulaştırır.

Hac Dua Ve Zikirleri,Telbiye Ve Anlamı


Hac duaları ve zikirleri sayılamayacak kadar çoktur.

Bu zikirler,hac yolunda ve haccın içinde olmak üzere iki kısımdır.

İlk olarak,mümin ihrama girmek istediği zaman gusledip abdest alır ve ihramını giyer.

Sonra iki rekat namaz kılar.Bu namazın birinci rekatında zammı sure olarak “Kâfirûn Suresi”ni ve ikinci rekatında “İhlas Suresi”ni okumak,namazı bitirdikten sonra da istenilen şeyle dua etmek müstehaptır.

Mümin,ihrama girmek istediği zaman buna kalbiyle niyet eder.

Dili ile de söylemek suretiyle kalbindeki niyeti kuvvetlendirir.

Bunun için,”Hacca niyet ettim ve Allahu Teâla(c.c) için hac ihramına girdim.”der ve telbiye getirir.

Vacip olan kalbin niyetidir.Telaffuz ise sünnettir.

Unutulmamalıdır ki,haccın yapılış şekline göre ayrı ayrı niyetleri vardır.

Bu konuda hac rehberlerindeki bilgilere müracaat edilmelidir.

Allâhümme innî neveytül-hacce fe-emnî aleyhi ve tekabbelhü minnî.

Anlamı:Allah’ım! Hacca niyet ettim.Onu yapmakta bana yardım et ve onu benden kabul et.

Sonra şöyle telbiye getirilir:

Lebbeyk Allâhümme lebbeyk,lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk,innel hamde venni’mete leke vel mülk,lâ şerîke lek.

Anlamı:Hizmetine geldim.Ey Allah’ım! Hizmetine geldim.Senin ortağın yoktur,hizmetine geldim.Hamd ve nimet senindir.

Mülk senindir,ortağın yoktur.

Bu,Rasûlullah(s.a.v)Efendimizin telbiyesidir.

Telbiyeden sonra kişinin Rasûlullah(s.a.v)’a salât-ü selam getirmesi,kendisinin ve istediği kimselerin dünya ve ahiret işleri için dua etmesi,Allahu Teâla’dan rızasını ve cennetini istemesi ve ateşten O’na sığınması müstehaptır.

Telbiyeyi ve bu duaları,her durumda;ayakta,otururken,yaya ve binitli iken,uzanırken,yürürken,abdestsiz,cenabet ve hayızlı iken,hallerin yenilenmesi,zaman ve mekanın değişmesi sıralarında,bunun için gece ve gündüzün başlamasında,seherlerde,yolcular birleşirken,kalkmak ve oturmak esnasında,çıkış ve inişlerde,binerken ve inerken,namazlardan sonra ve bütün mescidlerde söylemek müstehaptır.

Telbiye getirirken güçlük ve yorgunluk vermeyecek şekilde sesi yükseltmek müstehaptır.Fakat kadınlar seslerini yükseltemezler.

Her defasında telbiyeyi üç kere ve daha fazla tekrar etmek sünnettir.Bunu,konuşmadan veya başka şekilde kesmeden arka arkaya söylemek gerekir.

Kaynak:Gönül İncileri

Nasıl Dua etmeliyiz Bilmek Gerek


 

 

Şems-i Tebrizi buyurdu ki :

Allah’ın rahmet kapısı kapalı mı ki açmasını istiyorsun.

Rahmet kapısı her zaman açık.

Kapın açıkmı senin ona bak…!

-Nasıl dua edeyim dedi adam.

Şems-i Tebrizi :

Günahları terk etmekten daha güzel dua var mı..?

Sen dünyayı ahirete götüremeyeceğine göre öyle yaşa ki dünya seni ahirete götürsün.

“Aşkın gözyaşları”

Hiç şüphesiz Kur’an-ı Kerim’de RABB’imiz bizlere nasıl dua edebileceğimizin yollarını da göstermiştir.

Ben de onları paylaşmak istedim.

Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım.

Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da

Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler.

Umulur ki irşad olurlar.

(Bakara Suresi, 186)

… Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?”

(Furkan Suresi, 77)

Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin.

Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.

(A’raf Suresi, 55)

Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret.

Gaflete kapılanlardan olma.

Şüphesiz Rabbinin Katında olanlar, O’na ibadet etmekten büyüklenmezler…”

(A’raf Suresi, 205-206)

“İsimlerin en güzeli Allah’ındır.

Öyleyse O’na bunlarla dua edin.

O’nun isimlerinde ‘aykırılığa (ve inkâra) sapanları’ bırakın.

Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır.”

(A’raf Suresi, 180)

“Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin.

Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”

(İbrahim Suresi, 38)

“… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir.

Allah bilir de siz bilmezsiniz”

(Bakara Suresi, 216)

“Sabır ve namazla yardım dileyin.

Bu şüphesiz, huşu duyanların dışındakiler için ağır bir yüktür.”

(Bakara Suresi, 45)

“… İnsanlardan öylesi vardır ki: “Rabbimiz, bize dünyada ver” der; onun ahirette nasibi yoktur.

Onlardan öylesi de vardır ki: “Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru” der.

İşte bunların kazandıklarına karşılık nasibleri vardır.

Allah, hesabı pek seri görendir.”

(Bakara Suresi, 200-202)

“İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir”

(İsra Suresi, 11)

İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken

Bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner-gider.

İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.

(Yunus Suresi, 12)

Ebul Vefa Hz.’nin duası


 

Ya Allah!

Dünya ve ahirette karşılaşacağım her bir korku için “la ilahe illallah”ı,

Her keder ve üzüntü için ‘maşa’Allah’ı,

Her bir nimet için ‘elhamdulillah’ı,

Hayret verici her şey için ‘subhanallah’ı,

Her bir günah için ‘estağfirullah’ı,

Her darlık için ‘hasbiyallah’ı,

Her musibet için ‘inna lillahi ve inna ileyhi raciun’u,

Her bir kaza ve kader için ‘tevekkeltu alellah’ ı,

Her bir itaat ve isyan hareketi için ‘la havle vela guvvete illa billahil aliyyul aziim’ i, hazırladım.

Ey Rabbım!

 Bize arttır da eksiltme, bizi şereflendir de hor ve hakir kılma, bize ver de mahrum bırakma, bizi seç de üzerimize ihtiyar etme.

Bizden razı oluver bizden kabul eyle.

 Ey Kerem sahibi!

 Ey esirgeyenlerin en merhametlisi!

 Duamı kabul eyle.

Hamd alemlerin Rabbın’a mahsustur.

Amin.

Sual: İsm-i a’zam duası hangisidir?


Sual: İsm-i a’zam duası hangisidir?
CEVAP
İsm-i a’zam, Kur’an-ı kerimdedir. Hangi âyetler olduğu belli değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İsm-i a’zam ile edilen dua kabul olur ve dileği yerine gelir.) [İbni Mace]

(Allahü teâlânın Esma-i hüsnası ile dua edilirse, kabul olur.) [Şir’a]

(İsm-i a’zam şu üç surededir: Bekara, Âl-i İmrân ve Tâhâ.)
[İbni Mace]

Peygamber efendimiz ism-i a’zam hakkında bazı işaretler bildirmiştir:
(“Ya bedi’assemâvâti vel erdı, ya zel-celâli vel-ikram” diye dua edenin duası kabul olur.) [Tirmizi]

(Başına dert ve bela gelen, Yunus Peygamberin duasını
[La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzâlimin] okusun! Allahü teâlâ, onu muhakkak kurtarır.) [Tirmizi]

(İsm-i azam,
“Ve ilahüküm ilahün vahid, la ilahe illa hüverrahmanürrahim” âyeti ile “Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum” âyeti içindedir.) [Tirmizi] [Bekara 162. ve Al-i İmran 2. âyetleridir.]

(“Allahümme bismikel a’zam ve rıdvânikel ekber” duasına devam edin; çünkü bu, esma-i hüsnadandır.)
[Taberani]

(Ya Rabbi, ya Rabbi diyene Allahü teâlâ, “İste kulum, istediğini vereyim” buyurur.)
[Deylemi]

(Kabul olması için duayı ihlas ile yapmalı, yiyip içtiği ve giydiği helalden olmalı, odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı dua kabul olmaz.)
[Tergibüs-salât]

Peygamber efendimiz dua ederken, “Ya hayyu ya kayyum” derdi. (Tirmizi)

(Allahümme inni es’elüke bi-enne lekel-hamdü la ilahe illâ ente ya hannân ya mennân ya zel-celâli vel-ikrâm) diye dua eden zata da buyurdu ki: (Allah’ın ism-i a’zamı ile dua ettin. Böyle dua edilince, Allahü teâlâ o duayı kabul eder.) [Nesai]

Hazret-i Âişe validemiz anlatır:
(Resulullah, duanın kabul olmasına sebep olan ism-i a’zamı biliyor musun?)
buyurdu. Ben de bilmediğimi söyleyince, (Ya Âişe onu öğretmek ve onunla dünya için bir şey istemek uygun olmaz) buyurdu. Kalkıp abdest alıp iki rekat namaz kılarak, (Allahümme inni edukellah ve edukerrahman ve edukelberrerrahim ve eduke biesmaikelhusna külleha ma âlimetü minha ve ma lem âlem entağfireli ve terhameni) duasını okudum. Gülümseyerek (İsm-i azam, okuduğun duanın içindedir) buyurdu. (İbni Mace)

(Ya zelcelali vel-ikram)
diyen birine, (Allah’tan ne istersen iste, kabul olur) buyurdu. (Tirmizi)

(“La ilahe illallahü vallahü ekber, la ilahe illallahü vahdehü lâ şerike leh, lehül mülkü velehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadir, la ilahe illallahü velâ havle velâ kuvvete illâ billah” diye dua eden, her dileğine kavuşur.)
[Taberani]

(Allahümme inni es’elüke bi-enni eşhedü enneke entellahü lâilâhe illâ entel-ahadüs-samadül-lezi lem yelid ve lem yuled ve lem yeküllehü küfüven ehad)
diye dua eden bir zata, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Allah’ın ism-i a’zamı ile dua ettin. Böyle dua edilince, Allahü teâlâ kabul eder.)
[Tirmizi]

Sual: İsm-i a’zamı ters okumak diye bir şey var mıdır?
CEVAP
Öyle bir şey yoktur.

İsm-i Âzam Duası


Peygamber(s.a.v) Efendimiz,bir adamın(ki bu Ebû Mûsa el-Eş’arî’dir) şöyle dua ettiğini işitince buyurdu ki:

“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki,bu adam Allah’tan ism-i âzamıyla istedi.O ism-i âzam ki,onunla istenildiği zaman Allah verir.Onunla dua edildiği zaman Allah ona icabet eder.”

Dua şudur:

Allâhümme innî es’elüke bi-enneke entellâhül-ehadüs-samedül-lezî lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad.

Anlamı:Allah’ım!Ben senin zatında,sıfatlarında ve fiillerinde tek olup benzeri ve ortağı olmayan,her şeyden müstağni olup tüm varlıkların muhtaç olduğu;doğurmayan,doğrulmayan ve hiçbir şey O’na denk olmayan Allah olduğunu itiraf ederek senden(hayır) isterim.

Rasûlullah(s.a.v) Efendimiz,bir adamın aşağıdaki duayı okuduğunu işitince buyurdu ki:

“O mağfiret edildi.O mağfiret edildi.O mağfiret edildi!”

Dua şudur:

Allâhümme innî es’elüke yâ Allâhül-ehadüs-samedül-lezî lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad.En teğfiralî zünûbî inneke entel-Ğafûru’r-Rahîm.

Anlamı:Ey Allah’ım,bir ve samed olan,doğurmayan ve doğurulmayan,eşi ve benzeri de olmayan Allah’ın adıyla senden istiyorum.Günahlarımı mağfiret et,sen Ğafûrsun,Rahîm’sin.

Rasûlullah(s.a.v) Efendimiz,İsm-i Azam’ın şu iki ayet olduğunu söylemiştir:

Ve ilâhüküm ilâhün vâhidün lâ ilâhe illâ hüver-Rahmânur-Rahîm.

Anlamı:İlahınız,tek olan ilahtır,ondan başka ilah yoktur.O Rahman ve Rahîm’dir.

Elif Lâm-Mîm Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyul-Kayyûm.

Anlamı:Elif Lâm-Mim.O Allah ki,O’ndan başka ilah yoktur.O Hayy ve Kayyûm’dur.

Rasûlullah aleyhisselam,sahabeden birinin aşağıdaki duayı okuduğunu işitince sordu:

“Bu adam neyi vesile kılarak dua ediyor,biliyor musunuz?”

Ashab-ı Kiram:”Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.”dediler.

Peygamberimiz(s.a.v) buyurdu ki:”Nefsimi kudret elinde tutan Zât’a yemin ederim ki,o Allah’a,İsm-i Âzam’ıyla dua etti.O İsm-i Âzam ki,onunla dua edilirse Allah icabet eder,onunla istenirse Allah verir.”

O dua şudur:

Allâhümme innî es’elüke bi-enne lekel-hamdü lâ ilâhe illâ entel-Hannânül-Mennânu bedî’us-semâvâti vel-ardı yâ zel-celâli vel-ikrâm yâ Hayyu yâ Kayyûm.

Anlamı:Ey Allah’ım,hamdlerim sanadır,nimetleri veren sensin,senden başka ilah yoktur.Sen semavat ve arzın celâl ve ikrâm sahibi yaratıcısısın,Hayy ve Kayyûm’sun.Kainatı ayakta tutan hayat sahibisin.Bu isimlerini şefaatçi yaparak senden istiyorum!

Kaynak:Gönül İncileri

Ya Rabb…


Ya Rabbi bu gurbette yaşamamı her hayrımın artışına vesile kıl.

 Allahım hayrı ve hayırlıyı istiyorum hayırlara kavuşturacak eylemleri bana kolaylaştır, güç ve kuvvet ver, sabır ver, irademi güçlendir, hakkımda ve müminler hakkında hayırlı olanı ver.
Ya Rabbim özümde, içimde, kendine yakın,

 Seni seven , Sana herşeyini veren, şer ve kötünün el atmadığı, şeytanın ve uşaklarının sokulamadığı,

 Senin yolunda bin kez yok olsa, tekrar Senin yolunda ölmek üzere bin kez var olmayı arzulayan, sıkıntıların, hüznün onu asla sarsmadığı, dünyanın bir sivrisinek kadar değerinin olmadığı, kutsal eylemlere hemde en ağırına en zoruna talip, beşeri, cahili hiç bir ünvana değer vermeyen, itibar etmeyen,

Allahı seven birini bulunca, herşeyiyle onu Allah için seven,

Allahı bilmeyenleri, idrak etmeyenleri merhametle eyilen ve net,

 berrak RabbAni ölçüde tebliğini yapan, hidayetini dileyen, ama katli vacip olmuş müstekbirler grühuna, kini öfkesi bir

 dağ kadar şedit mustazafın derdini dert edinen, hayatını, ezilmiş, sömürülmüş, aldatılmış halka adayan bir kişiliği dirilten şehitleri düşünerek ihlasla samimiyetle elimi Sana açarak, içimi Sana açarak fazlınla Senden en hayırlıyı en doğru yolu istiyorum.

Bu yolun yolcusu yap beni bu yolun adabını edebini, disiplinini,

 eylemlerini bilecek, yaşayacak gücü kuvveti bana ver Ya Rabbi…
Acizliğim kusurlarım kendimdendir
Güzelliklerim iyiliklerim lütfundandır.
Hayırlarla yarışanlardan eyle.
Şehadeti nasip eyle.Kanım Senin için aksın, ölümüm Senin yolunda olsun ,

 yaşayışım Senin için olsun Ya Rabbi beni hizbinden eyle.

Şeytanın hizbinden ve şerlerinden Sen koru
amin amin amin…..